الحمدلله رب العالمين وبه نستعين والصلاة والسلام على خير خلقه محمد وعلى آله وصحبه اجمعين

 

Aziz kardeşlerim;

İlimle ilgili bir bahis açacağız İnşaallahu teâlâ. Çünkü cehalet bir yarar değil zarar getirir olsa olsa... İlim ise dünyevî uhrevî ve dinî hususlarda mutlaka fayda ve yararın anahtarıdır. Allahü Zülcelâl ve Aleyhiselâtü ve’s selâm ilmi medh-ü-senâ etmişlerdir. Cehâletten daha beter bir kötülük kaynağıda yoktur. Pek çok zarar ve nahoşluklara sebeb olur. Oysa ilim, Allahü Zülcelâlin sıfatı olduğundan dolayı kutsaldır. Nasıl ki, Kur’an-ı azimü’ş şanda sıfatı olduğu gibi ilimde sıfatıdır. Ve sıfat-ı zâtiyyesidir. Mütekellimun, Âlimun, Basirun vb. İlim dediğimiz zaman ilmin, mahmud olanı (övüleni) ve mezmum olanı (yerileni) vardır. Faydalısı ve zararlısı vardır. Dinden çıkaran ilim olduğu gibi dine eleten ilimde vardır. Envâ-i çeşit ilimler vardır. İlim sonsuzdur. İlim bilerek tatbik edilmez ise zarar getirir. İster dinî ister teknik olsun bu böyledir. İlim çok kudsal ve değerlidir de, akıl değil midir diye din adamları arasında münazaralar yapılmıştır. Allahü Zülcelâl aklı en kıymetli ve değerli nesne olarak yaratmıştır. Aklın cevheri çok fevkâlâdedir. Allahü Zülcelâl akla hitaben: “Senin var olduğun kimseyi bulunuş nisbetine göre aklı kadar muhakeme ederim” buyuruyor. Aklı olmayan imtihandan saf dışı sayılıyor ve onların muhakemesine gerek kalmıyor. Akıl insan için  o kadar kıymet ve değere hâizdir ki, ancak onunla anlar, muamele yapar ve seçebilir. Güzel bir cevherdir ki kıymet ve değerine baha biçilmez. Akıl herkesde eşit değildir. İmam-ı Gazalinin buyurduğu gibi kimilerine kile ile kimilerine üç, beş her ne ise verilmiştir. Fırka-i Nâciyede anlatmıştık. Allahü Zülcelâl aklı yarattığında yüzde doksan dokuzunu (% 99) Cenab-ı Rasulullaha (Sallallahu Aleyhi Vesellem) vermiştir. Şahabeddin i Suhreverdî “Kitabü’l Avarif ve’l Maarif” adlı eserinde anlatılmıştır. Kalan yüzde biri de yirmibire bölüp yirmisini nebilere birini de halka dağıtmıştır.

Hülasa, akıl eşit değildir. Standard da değildir. Herkeste değişiktir. Onun içindir ki ilim mi faziletli akıl mı faziletli diye münazara etmişlerdir. Galib olan taraf ilim efdal diyenler olmuştur. Gerçi akılı savunanlar akıl olmazsa ilim nasıl öğrenilecek demişlerse de aklı varda ilimi yoksa o akılda beyhude denilmiştir.

Neticesi, ilim sahibleri soruyorlar ki; “Siz hiç duydunuz mu Allah akıllıdır diye bir şeyi? Oysa Allah Âlimdir diyorsunuz.” Şu halde akıl insanlara verilen bir nesnedir. Beşerî bir sıfattır. İlim ise Allahül Zülcelâlin sıfatlarından bir sıfattır. Evet akıl, Allahü Zülcelâlin insanlara verdiği çok kıymetli bir cevher olup onunla dünyevî ve uhrevî işlerini görebiliyorlar.

Fakat Allahü Zülcelâle ise akıllıdır değilde Âlimdir diyebiliyoruz.

وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا

 (Feth / 26)

“Andolsun ki Allah her bir şeyi bilir.”

İlim Allahü Zülcelâlin zâti sıfatı olunca onunla hiçbir şey mukayese edilip tartışılamaz.

Cenabı Rasulullahın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) buyurduğuna göre yarın mahşerde şefaat yönünden nebilerden sonra âlimler geliyor.

العلماء ورثة الانبياء

“Ülemâ enbiyanın vârisidir” buyuruyor da “akıllılar enbiyanın vârisidir” buyurmuyor. Tabi ki sahib olduğu ilmi yerinde ve yolunda kullanırsa ne mutlu o kimseye. Fakat ilim cevherinin kıymetini bilmezde mülevvesata (pisliklere) karıştırırsa vay haline... Allahü Zülcelâl bundan bizleri muhafaza etsin. Âmin...

Hadis-i Şerif:

طلب العلم فريضة على كل مسلم

Hadis meâli: Cenabı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyuruyor: İlmi taleb etmek her müslümanın üzerine farzdır. Böyle buyurmakta çok haklıdır Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) öyle ya i’tikad var, ibâdet var ve muamelât var. Onun için her müslümanın ihtiyacını görecek kadar ilim öğrenmesi kesin farzdır. Onun içinde bir beldede en az bir tane âlimin (fakihin) bulunması o beldede yaşayanların üzerlerine farz-ı kifâyedir. Hadisler pek çoktur. Şöyle buyuruyor:

وواضع العلم عند غير اهله كمقلد الخنازير الجواهر واللؤلؤ والذهب

Buradaki hükme dikkat edin ki çok ağırdır. İlmi ehli olmayanın eline verdiğiniz takdirde âdeta cevahir ve altını bir hınzırın boynuna takmış gibi olursunuz. Allah muhafaza etsin. Evet, ilmin öğrenilmesi farzdır ve güzeldir fakat, ehli olmayanın eline verildiğinde ise bu misâli vermiştir Aleyhisselâtü ve’s selâm. Gayri ehli olan elinde ilim, hınzır boynunda cevahir gibidir. İlim, bir silah gibidir ki; savaşa gidecek olan kimseye silah verilmesi de ve silah edinmesi ne kadar önemli, kıymetli ve faydalı ise soygunculuk yapan eşkiyaya silah verilmesi o kadar kötü ve zararlıdır. Eşkiyaya silah temin edince sende onun anarşi, arbede ve fitnelerine destekçi oluyorsun demektir. Onun için Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu misâli vermiştir. Bu hususu İmam-ı Rabbani Hazretleri mektubatında anlatır.

 

Hadis-i Şerif:

طلب العلم فريضة على كل مسلم وان طالب العلم يستغفرله كل شيئ حتى الحطان فى البحر

Hadis meâli: İlim, her müslüman üzerine farzdır. Öğrenilmesi ve harfiyyen uygulanması çok çok önemlidir. İlme çalışıp kendine mal ederken bil ki, tüm nesneler senin için mağfiret dilerler. Yani istiğfar edip bağışlanmalarını dilerler. Âlim olan kimseye ve ilim öğrenene herşey hatta denizlerdeki mahluklar bile mağfiret dilerler.

Hadis-i Şerif:

طلب العلم فريضة على كل مسلم والله يحب اغاثة اللهفان

Hadis meâli: Cenabı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) buyuruyor ki: Allahü Zülcelâl ilmi farz kılmakla beraber âlimlerin kullarına yardımcı olunmasını da çok sever. Dara düşen kimselere fetva yönünden ya da başka yönlerden olsun doğru olanı öğretmeyi emreder ve de çok sever.

Hadis-i Şerif:

طلب العلم افضل عندالله من الصلاة والصيام والحج والجهاد فى سبيل الله تعالى

Hadis meâli: Cenabı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) buyuruyor ki: Allahü Zülcelâl indinde öğrendiğin ilmin o kadar kıymet ve değeri vardır ki; namazdan, oruçtan, hacdan ve cihaddan daha faziletli ve efdaldir.

 

Hadis-i Şerif:

طلب العلم ساعة خير من قيام ليلة

Hadis meâli: İlim öğrenmeye çalışanların bir saatleri, bir saat ilimle meşgul olmaları bütün geceyi baştan başa ihyâ etmelerinden daha hayırlıdır.

 

Hadis-i Şerif:

طلب العلم يوما خير من صيام ثلثة اشهر

Hadis meâli: Bir gün ilimle meşgul olan ilim talibleri 3 ay oruç tutmuş gibidirler.

 

Hadis-i Şerif:

العلم افضل من العبادة وملك الدين الورع

Hadis meâli: İlim esâsen ibâdetten efdaldir. Dinin meliki ise Verâ’dır. Verâ’ demek, harama düşmek şöyle dursun şüphelilerden bile imtinâdır.

 

Hadis-i Şerif:

قال رسول الله صلىالله تعالى عليه وسلم: العلم حياة الاسلام وعماد الدين ومن علم علما اتم الله له اجره

Hadis meâli: İlmi öğrenen kimseye ecrini Allahü Zülcelâl kemâliyetle verir. Yâni, ilimsiz ibâdet zâten bir şeye yaramaz. İlimden ise hem kendisi hem de birçok kimseler faydalanacaktır.

Hadis-i Şerif:

ومن تعلم فعمل علمه علمه الله مالم يعلم

Hadis meâli: Bir kimse ilmi öğrenir ve ilmiyle de âmil olduğu takdirde Allahü Zülcelâl bilmediği ilimleri kalbine ilkâ eder. Yâni, ilim sahibi kılar. Bilemediği ilim hususunda ise kalbinde harikalıklar doğdurur.

Nasıl ki âyet-i celilede:

وَعَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْمًا

 (Kehf / 65)

Hızır (as) için: “Ona tarafımızdan ilim öğrettik” buyurduğu gibidir bu...


 

Hadis-i Şerif:

العلم خزائن ومفتاحها السؤال فاسئلوا يرحمكم الله فانا يؤجرفيه اربعة السائل  باالعلم والمستمع والسامع والمـحب  (رواه امام على ر.ع)

Hadis meâli: Bu hadisi ben şahsen her zaman için sistem esası seçmişimdir. Şöyle buyuruyor Cenabı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem): İlim aslında bir cevher olup Allahın hazinelerindendir. Hazineye ise bir anahtar ister. İlim hazinesinin anahtarı ise süaldir. Sorduğunuz takdirde bundan dört kişi faydalanırlar ki; soran, cevab veren, dinleyen ve muhabbeti olup bu konuyu araştıracak olanlar. Bundan dolayı Allahü Zülcelâl dördüne de mükafat verir.

Hadis-i Şerif:

العلم علمان فعلم فى القلب وذالك علم النافع وعلم على اللسان فذالك حجةالله على ابن آدم

Hadis meâli: İlim iki çeşittir. Birisi kalb ile âlâkalı olan bir ilim ki bu Allahü Zülcelâlin bir lütfûdur. Menfaat veren en güzel ilim de budur. Diğeri ise dil ile alakalı sadece dilde olan ilimdir ki, bu Allahü Zülcelâlin bir hüccetidir. Gereğini yerine getirir, ilmiyle âmil olur, halkı faydalandırır ve onların faydasına işletirse o zaman dil ilmi kendi lehine çalışır ve ilimden yararlanmış olur. Yok eğer ilmi öğrenmesine rağmen ilmini gayri meşru’ yakışmayan hallerde kullanırsa aleyhine bir hüccet olur ki elinden asla kurtulamaz.

Hadis-i Şerif:

العلم ميراثى وميراث الانبياء قبلى

Hadis meâli: İlim benim mirasımdır. Ve benden önceki nebilerden kalma bir mirastır esâsen...

Hadis-i Şerif:

العالم سلطان الله فى الارض فمن وقع فيه فقدهلك

Hadis meâli: Âlim âdeta Allahü Zülcelâlin sultanıdır. Padişahı gibi bir kıymet ve değeri vardır. Allah onları sultan tayin etmiştir. İlmiyle âmil ve her hususta düzgün olan bir âlimin aleyhine nahoş kelimeler kullandığınız takdirde helâkınıza sebeb olur.

Hadis-i Şerif:

العلماء مصابيح الارض وخلفاء الانبياء وورثتى وورثة الانبياء

Hadis meâli: Âlimler yeryüzünde yıldızlar gibidir. Nebilerin halifeleridirler. Ve aynı zamanda da hem benim, hem de nebilerin varisleridirler.

Hülâsa, âlimler hakkında ne kadar söylesek azdır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) çok değer vermiştir. Bu hususta hadisleri de çoktur. Hatta abidlere sırattan geçtikten sonra “Siz cennete girin denirde âlimlere siz bekleyin çünkü sizin şefaat etme yetkiniz vardır dilediğiniz ve sevdiğiniz kimselere şefaat edip yardımcı olup onları da alabilirsiniz” buyurulur. Dürüst âlimlerin böyle bir ayrıcalığı da vardır. Allahü Zülcelâl bizlere böyle âlimler nasib eylesin. Âmin...


 

Hadis-i Şerif:

اذاارادالله بعبد خيرا فقهه فى الدين وزهده فى الدنيا وبصره عيوبه

Hadis meâli: Allahü Zülcelâl bir kimseyi sevdiği takdirde onu dinde fâkih kılar. Dinde zahid kılar. Ayni zamanda o kimse hiç kimsenin ayıbını görmez ve kendi ayıbıyla meşgul olur. Bu ise en güzel tarafıdır. Hadisi Enes İbn-i Malik (ra) ve Muhammed İbn-i Ka’b el Kureyzî rivayet etmişlerdir.

Hadis-i Şerif:

من طلب العلم تكفل الله له برزقه

Hadis meâli: Kimki ilme talib olursa Allahü Zülcelâl onun rızkına kefildir. Yeter ki Allahü Zülcelâl rızasına uygun olarak ilim arkasında koşsun. O kimsenin rızkına Allah kefildir buyuruyor. Hadisi Tabarani Ziyadate İbn-i Haris es Sadaî den rivâyet etmiştir.

Hadis-i Şerif:

ان الله تعالى لا يزع العلم منكم بعدما اعطاكموه انتزع ولكن يقبظ العلماء ويبقى الجهال فيسئلون فيفتون فيضلون ويضلون

Hadis meâli: Cenabı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) buyuruyor ki: Allahü Zülcelâl sizlere vermiş olduğu ilmi geriye almaz ancak, âlimleri azalttıkça ve hakikâten ilim erbâbı olmayınca, hakkınca ülemâ bulunmayınca iş cahillere kalır. Cehaletleri çoktur fakat hakikat ilimlerinden habersiz ve hiç bilgileri olmaz. يتعلمون صرف الكلام  “İlim yerine kelime tasrifi öğrenirler” ki; nasıl daha etkili konuşupta halkı te’sir altına alacaklarını düşünür dururlar. İşte gerçek âlimler olmayınca aslında câhil olan bu kelâm tasrifçilerinin sorulan herhangi bir meseleye karşılık verecekleri fetvalarda yanlış ve sapıkça oluyor. Böylece hem fetvâ veren hemde fetvâ verilen dalalette oluyor. Hepsinin yolları sapmış durumdadır. Halbuki ûlemâ hususunda Cenab-ı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) buyuruyor ki: Melekler dahi gidiş geliş yollarına kanatlarını sererler. Denizdeki balıklar dahi kendilerine mağfiret dilerler. Âlimler aslında çok kıymetlidirler. İlim sıfatı o kadar yücedir. Yeter ki âlim bozguncu olmasın. Millete hak olanı ve doğru olanı Allah rızası için öğretip dinini dünyasınıa âlet etmesin. Allahü Zülcelâlin ve Rasulullahın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) emir, hakkaniyet ve hukuklarına gayet riâyet etmeleri şarttır.

Hadis-i Şerif:

ماعبدالله تعالى بشيئ افضل من فقه فى الدين ونصيحة المسلمين

Hadis meâli: Cenabı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) buyuruyor ki: Allahü Zülcelâle kulluk yapacak olanlar için en muazzam ve Allahın rızasını celbedecek olan şey, o kimselerin fâkih olması ve dini yönden de nasihat vermesidir. Müslümanlara dinle alakalı fıkhı hususları öğretmesidir. Allah nezdinde en muteber olanı budur. Esâsen Allah nezdinde en kıymetli kişi; kullarına hizmet eden hak yolda onları eviren-çeviren kişilerdir. Ve bu kimseler gerçekten çok kıymetli ve değerlidirler. Teşbih olmasın ama, bir ana ki, evladına iyi bir terbiye verip onun yararına hizmet eden kimseden memnun olmaz mı? Elbette kölesi olur. Allahü Zülcelâlin tüm kullarına olan şefkat ve merhameti ise en şefûk anadan 70 kat daha fazladır. Ancak, âlim böyle değil de bozguncu ve vurguncu ise tam tersine döner söylenenler. Cennet var iken halkı cehenneme sürüklemeye ve eletmeye sebeb nedir acaba? İşte böylesi âlim olup halkı helâka sürükleyen kimse ise iblisin bir eşidir. Allah muhafaza etsin. Âmin.

Hadis-i Şerif:

ان الفتنة تجيئ فتنسف العبادة نسفا وينجو العالم منها بعلمه

Hadis meâli: Fitneler öylesine çoğalır ve hücum eder ki bu devrede ilmi olmayan kimseler ibâdetlerini tamamen hebâ eder durumdadırlar. Çünkü, yaptıkları uygun olmadığından dolayı emekleri boşa gider. Fitne devresidir ve anormallik vardır. Ancak âlim olanlar Allahın izniyle ilimleri sâyesinde kendilerini ve dinlerini koruyabiliyorlar.

Hadis-i Şerif:

خيار امتى من دعى الىالله تعالى وحبب عباده اليه

Hadis meâli: Ümmetimin en hayırlısı onlardır ki; Allahın kullarını daima O’nun rızasına davet eder ve aynı zamanda O’nu kullarına sevdirmeye de çalışırlar. Allahü Zülcelâlin azablarını değilde öncelikle merhametini ve muhabbetini celbedecek meseleleri ortaya koyup, O’nu kullarının sevmesine sebebler ararlar. Allahı kullarına sevdirmeleri en hayırlı işlerindendir.

Hadis-i Şerif:

حببواربكم الى عباده يحبكم الله

Hadis meâli: Rabbınızı kullarına sevdirin ki Allahda sizi sevmiş olsun. İnsan, Allahü Zülcelâlin daima çok sert oluşunu değilde çok merhametli ve şefûk oluşu yönünü anlatmalıdırlar ki; Allahü Zülcelâle karşı kulları saygı duyup sevsinler. Allahü Zülcelâl işte bunu istiyor.

Hadis-i Şerif:

العلم الباطن سرمن اسرارالله عزوجل وحكم من حكم الله يقذفه فى قلوب من يشاء من عباده

Hadis meâli: ilmü’l batın Allahın sırlarından bir sırdır. Dilediğinin kalbine verir  ve hikmeti de öğretir. Yâni, kalblerine ilkâ’ eder ve bu Allahü Zülcelâlin bir lütfûdur.

Hülasa; işte böylece ilimde Allahü Zülcelâlin sırlarından bir sır olup kullarının kalblerine ilka’ ettiğinden kalb bâsiretleri açılıyor. Göz basarı kalb basireti gibi değildir. Şahabeddini Suhreverdî’nin “El avarifi ve’l Maarif”’indeki hadiste:

Hadis-i Şerif:

لولاان الشياطين يحيمون على قلب ابن آدم لنظروا الى ملكوت السموات

Hadis meâli: Eğer şeytanların kalbleri üzerine getirdikleri perdeler olmasaydı âdemoğlu kalb basireti ile semaları ve meleküt âlemini seyredebilirlerdi. Kalb basireti böyledir. Baştaki göz basarında ise hepimiz ayni seviyede ve eşitiz. Kafirde mü’minde aynidir. Göz basarı dünya mâişetini temin içindir. Kalb basireti açık ve keşif erbâbı olanlar evliyalardır. Kalb basireti açılınca; sema’ları gök âlemini, Beytü’l ma’muru, Beytü’l izze’yi, Beytü’l Darah’ı dahi görmüş olacaklardır.  Hatta Levhü’l Mahfuz’u dahi göklerde seyredip pek çok hususları Onda görmüş ve öğrenmiş olurlar. Öteden beri evliya denilen zâtlar gerçekten evliya ise görmüş oldukları hakikâtleri söylüyorlar. Biz nasıl telsizle telefonla duyabiliyor, televizyonla seyredebiliyor isek onlarda batın ilmi tekniği ile daha net ve daha hassas olarak  duyup  görebiliyorlar ve bilebiliyorlar. Bu hususta âyet-i celilede:

فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ وَلَكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ

 (Hac / 46)

“Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; Lâkin göğüsler içindeki kalbler kör olur.” Baş basarın körlüğüne körlük denilemez, esas körlük, esâsen kalb basireti körlüğüdür. Kalb basireti kör olan akl-ı mâaddan habersiz olur ve kapalıdır. Sadece akl-ı mâaş ile meşgul olur. İstikbâlini o yönden sağlar ve o yönde sanır.

Hadis-i Şerif:

من تفقه فى دين الله كفاه الله همه ورزقه من حيث لا يحتسب

Hadis meâli: Kim ki, dinde tefekkuh ederse fâkih olursa ve dininin sağlıklı sıhhatli olması için fıkıh öğrenirse Allahü Zülcelâl onun dünya mâişetini ve ihtiyaçlarını fazlaca yormadan bilinmedik yerlerden ve yönlerden temin eder.

İlmin afatları hususunda ise:

Hadis-i Şerif:

العلماء امناؤالرسل مالم يخالط السلطان ويدخلون الدنيا فاذاخالطواالسلطان ودخلوا الدنيا فقد خانوا الرسل فاحذروهم

Hadis meâli: Âlimler çok kıymetli ve nebilerin mirasçılarıdır. Ve ayni zamanda onların emniyetçileridir. Mademki mirasçılarıdır o zaman nebilerin getirdikleri yasaları korumaya çalışırlar. Onlar güvenilir itimad edilir emniyetçileridirler. Ne zamana kadar emniyet edilirler? Ne zaman ki âlim olmasına rağmen sultan kapısına yâni devlet kademesine girerler ve dünyaya fazlaca tamah ve hırsları olursa işte o zaman tamamen nebilere ve resüllere hiyânet etmiş olurlar. Resullerin ve nebilerin mirasçıları ve emniyetçileri iken onların tezlerini terkederlerse onlardan hazer ediniz kaçınınız ve uzak durunuz. Zirâ, biliyorsunuz ki dünyaya fazla meyletmek iyi değildir. Hele hele tüm kalbiyle dünyaya tamahkâr olursa bir kalbde iki sevgi olamaz. Hem Allah sevgisi hemde dünya sevgisi ayni kalbde olabilir mi? Dünya muhabbeti olan kalbde Muhabbetullah asla olamaz. İstedikleri kadar boşuna “vardır” diye iddia etsinler bu imkânsızdır. Çünkü iki zıt bir arada cem olunamaz. Ya ışık ya karanlık. İkisinden biri olabilir. İki zıt bir arada cem olunamaz. İmam-ı Rabbani’ninde belirttiği gibi kalbde dünya muhabbeti varsa Allahın muhabbeti yoktur.

Hülasa âlim olanın dünyaya tamahı varsa ve devlet kısmından da görev alırsa o kimseden hazer ediniz. O kimseden bir hayırda gelmez.

 

Hadis-i Şerif:

اخاف على امتى من بعدى ثلثة ذلة العالم وجدال منافق باالقرأن والتكذيب باالقدر

Hadis meâli: Benden sonra   ümmetim içinde en çok korktuğum şu üç kimsedir ki; birisi âlim olmasına rağmen Hak yolda zelleye düşer. Hak yoldan sapar, kayıp çıkar. İkincisi ise; münafık olmalarına rağmen Kur’anla cedel ve münazara yaparlar. Üçüncüsü ise kaderi tekzib edip yalanlayıp inkar edenlerdir. İşte bu üç kimse haklarında en çok korktuğum kimselerdir.

Hadis-i Şerif:

اخوف مااخاف على امتى كل منافق عليم اللسان

Hadis meâli: Ümmetimden en çok korktuğum ve halkı dalalete sevkedecek olan kişi şu kimsedir ki; dili çok kandırıcı ve inandırıcıdır. Halk onu güyâ ilim sahibi sanır fakat ilmi sadece dilindedir. Kendisi de, ilmiyle asla âmil değildir. İlmini içten ve işleyerek değilde sadece diliyle halkı yoldan çıkarma ve saptırma yönünde kullanır. Bu bir beliyyedir ki en fazla korktuğum budur.

Ardı ardına gelen 3-4 hadiste “en fazla korktuğum” buyurduğu kimse; bilici olan münafık kimsedir. Halk onun konuşmasına bakıp âlim sanır da yanılırlar. Aslında onlar münafıklardır. Ümmeti Muhammede en çok zarar verecek olanlarda bu misillü kimselerdir.

Hadis-i Şerif:

قال عليه الصلاة والسلام: اكثر منافق امتى قرائها

Hadis meâli: Ümmetimin münafıklarının çoğu kurralardandır. Kur’an okuyucularındandır. Hadis üç yoldan gelmekte ve çok sıhhatlidir. Allah bizleri muhafaza etsin. Âmin...

Hadis-i Şerif:

غير الدجال اخوف على امتى من الدجال الأئمة

Hadis meâli: Cenabı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) buyuruyor ki: En korktuğum fitneyi âzime Deccâldir. Fakat Deccalden de fazla korktuğum o kimselerdir ki; ülemâ olarak gelecekler ve halkı dalalete sevkedeceklerdir. Bunlar Deccâlden beter olan kimselerdir. Çünkü herkes Deccâl ile karşı karşıya gelmez fakat bunlar âlimdir diye insanlar onları arar bulur, dinler ve onlara inanırlar. En fazla şerli olan bu kimselerdir ki ümmetimi dalalete sevkederler.

Hadis-i Şerif:

من تعلم علما فما يبتغى به وجه الله لايتعلمه الاليصيب به عرضا من الدنيا لم يجد عرف الجنة يوم القيامه

Hadis meâli: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyuruyor: İlim esâsen Allah ve lillah için olması gerekirken, okuyucu olanlar Allah için değilde dünya işlerini kendine mal etmek gayesiyle öğrenirler ki bunlar cennetin kokusunu dahi duyamazlar. Cennete girmek şöyle dursun kokusunu bile duyamazlar. Bu hadisi Ebu Davud da ihrac etmiştir.

Hadis-i Şerif:

يكون فى آخرالزمان دجالون كذابون يأتونكم من الاحاديث بمالم تسمعوا انتم ولاابائكم واياكم واياهم لايضلونكم ولايفتنونكم

Hadis meâli: Dikkat ve hazer ediniz ki ahir zamanda öyle âlimler gelecek ve öyle hadisler ortaya çıkaracaklar ki değil sizler ecdadlarınız dahi duymuş olmayacaklar. Öylesine uydurma hadisler. Böylesi kimselerle karşılaşırsanız ne onların söyleyişlerini hoş görünüz nede sözlerine kulak veriniz. Asla fitnelerine girmeyiniz. Baktınız ki duyulmadık acayib vakı’alar bildiriyorlar onları dinlemeyiniz ve sizi din adına çağırdıkları fitnelerede katılıp girmeyiniz. Sizi fitnelere sokmasınlar.

 

Kardeşlerimiz; hepimizde şöyle bir düşünsek, anlatılanlar hali hazır günümüzün içinde olduğu haldir. Yâni, antikalık şeyleri, duyulmadık hatta hatırımızdan bile geçmeyecek şeyleri ortaya getiriyorlar. Artık ibâdetlerimiz oyuncak haline getirilmiştir. Nice nice fırıldak çeviriyorlar ki, biz değil ecdadlarımız dahi böyle şeyleri duymamışlar. Allah korusun. Âmin...

Biliyoruz ki  kıyamet âlâmetleri çıkıp da kıyamet yaklaştığı zaman 30 – 40 kadar Decacile – Daccalün ortaya çıkacaktır. Deccal ise halkı küfre dâvet eden birisidir. Bunlar ise öncüleridirler.

Hadis-i Şerif:

ان اهون الخلق علىالله تعالى العالم يزير الامراء

Hadis meâli: Aleyhisselâtü ve’s selâm buyuruyor ki: Allahü Zülcelâlin mahlukatı içinde en adisi, en kıymetsizi ve en değer verilmeyeni kimlerdir bilir misiniz? Onlar o kimselerdir ki; ülemâ oldukları halde ümerayı (amirleri, emirleri) ziyârete gidenlerdir. Böylece âdeta dalalete girmiş olurlar. Zira âlimler şereflidirler. Âlim dediğimiz, Allahü Zülcelâlin sıfatını taşıyan bir kimsedir. İmam-ı Gazali Fatihü’l Ülûm adlı kitabında:

خير الامراء من زار العلماء وشر العلماء من زارالامراء

“ümeranın en hayırlısı ülemâyı ziyâret edendir. Âlimlerin en şerlisi ise âmirlerine ziyarete gidenlerdir.” Tıpkı bizim devremiz gibi. İşte bu gün tam bu haldeyiz...

Hadis-i Şerif:

يأتى على الناس زمان يتحلقون فى المساجد وليس همتهم الاالدنيا ليس لله فيهم حاجة فلاتجالسوهم

Hadis meâli: Bir zaman gelir ki insanlar mescidlerde halka halka ve çokluk olurlar. Esâsen bunların gayeleri himmetleri ve önem verdikleri husus sadece dünyadır. Allahü Zülcelâlin bu misilli kimselere hiç ihtiyacı yoktur. Bu kimselerle beraber cülûs etmeyin ve meclislerinde de oturmayınız.

Hadis-i Şerif:

كسيكون فى آخرالزمان قوم يجلسون فى المساجد  (خلقه حلقة) امامهم الدنيا فلا تجالسوهم فانه ليس الله فيهم حاجة

Hadis meâli: Ahir zamanda mescidlerde cülûs ederler, ama nasıl? Halka halka olurlar çokça. Ön planda olan ve herşeyin üstünde ihtimam ettikleri dünyadır. Bunlarla asla cülûs etmeyin. Meclis kurup oturmayın. Zira Allahü Zülcelâlin bu gibi kimselere hiç ihtiyacı yoktur.


 

Hadis-i Şerif:

سيكون فى آخر امتى اقوام يزورون يزخرفون مساجدهم ويخربون قلوبهم يتقى احدهم على ثوبه مالايتقى على دينه

Hadis  meâli: Ahir zamanda ümmetim içinden bir kavim ortaya çıkar ki, değişik değişik halleri olur. Esâsen mescidleri gâyet süslü ve ma’murdur. Fakat, kalbleri virânedir, harabedir ve ölüdür. Bunlar öyle kişilerdirler ki; giydikleri elbiselerine öylesine i’tibar ve ihtimâm ederler ki, hiç bir leke ve toz kondurmazlar ve korurlarken dinlerine hiç ihtimam etmezler. Dinleri istenildiği kadar kirlensin hiçde umursamazlar. Dinlerine zarar nereden gelirse gelsin önem verib sahip çıkmazlar. Bunlardan haberi var ki bakınız Cenabı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem): “Elbiselerine verdikleri önemi dinlerine vermezler” buyuruyor. Yeter ki dünyaları ma’mur ve dış görünüşleri güzel olsun. Ahiretlerinin viranlığını ve içlerinin çirkinliğini asla umursamazlar.

 

Kardeşlerimiz; ilim bahsi çok geniştir. Rasulullahın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu hususta pek çok hadisleri vardır yararlı ve zararlı olan ilimler ve âlimler hakkında...

Hadis-i Şerif:

علماء هذه الامة رجلان رجل اتاه الله علما فبزله لم يأخذ عليه طمعا ولايشترى به ثمنا يستغفرله حيطان البحر ودواب البر فى جوالسماء يقدم علىالله تعالى سيدا شريفا حتى يوافق المرسلين

ورجلا اتاه الله علما بخل به عبادالله وآخذ عليه طمعا ثمنا ذالك يلجم بلجام من النار يوم القيامة منادى هذاالذى علما وبخل به طمعا واشترى به ثمنا حتى يفرغ من الحساب

Hadis meâli: Ümmetimin ülemâları iki kısımdır. Birisi, Allahü Zülcelâl o kimseye ilim vermiştir. O kimsede bezletmiş yâni, esirgememiş ve yaymıştır. İhtiyaç duyup soranlara cevab verirler. Halkta bunlardan faydalanırlar. Esâsen böylesi kimseler dünyaya tamah etmeyip verdikleri ilimlerine karşılık asla birşey de istemezler ve kabul de etmezler. Sadece Allah rızası için ilim verirler. İşte karşılıksız olarak sadece Allah için halka ilmini bezleden (saçan) bu kişilere denizdeki balıklar, karadaki tüm dabbeler (canlılar) yerde ve gökte uçanlar ve çeşit çeşit hayvanlar dahi mağfiret dilerler.

Mahşer günü geldiğinde ise Allahın huzuruna efendi, seyyid olarak yaklaşırlar. Bu şekilde seyyiden, şerifen hattaki, rüsullerin refakatlerine dahi eklenirler. İlmini esirgemeyip de halka bezleden bu misilli kimseleri Allahü Zülcelâl nebiler zümresine alır.

Bir başka kısım kimselerde vardırlar ki; Allahü Zülcelâl onlara da ilim vermiştir. Fakat onlar bu ilmi karşılığını almadan asla vermezler. Allahü Zülcelâlin kullarına asla bezl etmezler. Dünya karşılığı olmadan ilimlerini boşa harcamaz ve öğretmezler. Tamahkâr olup ilimlerini dünya meta’ı ile değişir bir hale getirmişlerdir. Bunların ahiretteki akibetleri mahşer günü ağızlarına ateşten bir gem vurulur. Ve bir melek nidâ ederki; “Bu kimseyi biliyor musunuz ki; Allah kendisine bir ilim verdi idi de bu kımsırlık (cimrilik) yaptı ancak dünya meta’ı karşılığında verdi. Cömerdlik yapmadı. Halka hizmet etmedi. Hep para pul ve karşılık aradı dünyasını dünya etti ve ahiretini hep unuttu.” Bu kimse hesab bitinceye kadar ağzında ateşten bir gem ile kalırlar ve melekde durmadan öylece nidâ eder durur. Neticede Allahın verdiği ilmi Onun yolunda harcamaması ona hiçbir yarar da getirmez. Gel geç dünyasında yer içer ve tepinir bir müdded. Allah bizleri korusun. Âmin.

Hadis-i Şerif:

علم الله تعالى آدم الف حزبة من الصناعة وقال له كل ولدك وذريتك

 ان لم تصبروا فاطلبوا الدنيا لهذه ولاتطلبوها باالدين

 فان الدين لى وحدى خالصا ويل لمن طلب الدنيا باالدين ويل له

Hedis meâli: Allahü Zülcelâl Âdemi (as) dünyaya getirdiğinde kendisine 1000 sanat öğretmiştir. Gelen zürriyeti tevekkül ehli olmazda sabırsızlık gösterirlerse bu sanatlardan birisine başvursunlar, bu sanatlar yoluyla ihtiyaçlarını temin etsinler diye. Sizler ise sakının, sakının ki dünya ihtiyacınızı din yoluyla asla temin etmeyiniz. Çünkü Allahü Zülcelâl, “Din, hass benim içindir.” Buyuruyor.  “Bana aittir ve başka şeylere asla karıştırmayınız.” Onun için  Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) de: “Dünyasını dini yoluyla taleb edenlere veyl olsun, yazıklar olsun” buyuruyor.